BIKTIM ULAN HEPİNİZDEN

(seedless-peach-deactivated20170 gönderdi)

23 Mart 1994′te Ronald Opus’un cesedini inceleyen adli tabip, onun kafasından yediği kurşunla öldüğünü sonuçladı. Ronald Opus, on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı. Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu. Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken pencereden gelen kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ vardı; ama bu ağın varlığını ne silahı çeken, ne de müteveffa Ronald Opus biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus’un intihar girişimi başarılı olamayacak; zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Opus’un intihar girişiminin başarılı olmayışı, savcıyı elinde bir cinayet vakası olduğu düşüncesine itti. Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti fakat mermi kadını ıskalayarak pencereden dışarı yöneldi ve Opus’a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye teşebbüs eder fakat B şahsını öldürürse, o B şahsını öldürmekten suçlu sayılmalıydı. Savcının ulaştığı sonuç buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam cinayetten suçluydu. Bu suçlamayla karşı karşıya kaldığında, adam da, karısı da çok şaşırdılar. Çünkü, tetiği çekerken adam da, karısı da silahın dolu olmadığından kesinlikle eminlerdi. Yaşlı adam uzunca bir süreden beri boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karısı da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası adamın karısını öldürme kastı yoktu; silahın dolu olduğunu dahi bilmiyordu. Böylece Opus’un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu. Cinayetten kazaya dönüşen ölüm sebebi, savcının araştırmalarıyla devam etti. Ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gören bir tanık ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, kaşlı kadın oğlundan mali desteği çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma temayülünü bilen oğul, annesini cezalandırmak için,  babasının annesini vuracağını umarak, gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, babası cinayetten suçlanacak, mallar oğula kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun, Ronald Opus cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti. Tam o sırada savcının karşısına yeni bir viraj çıktı. Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde anneyle babanın silahla tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla annesinin ölümünü bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğlun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı. Bu, onu 23 Mart’ta on katlı binanın tepesinden atlayarak intihar etmeye itmişti. Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı; dokuzuncu katın önünden geçerken, kendi doldurduğu ve babasının boş zannettiği silahı tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereden seken kurşunun kafasına isabet etmesi nedeniyle Ronald Opus’un hayatı sona ermişti! Dosya intahar olarak kapatıldı.

huutame:

kitapdunyasi:

ogemigelecekk:

terssimetrik:

kendicapindacool:

vuruncaherseycalisir:

Vay anasını

Beynim alev aldı resmen paradoks kafası gibi

Hoba !!

Oha aq

Bu ne aq oha

beynim mercimek çorbası misali akıp gitti

(bittercikoyata gönderdi)

godsmarijuana:
“”

godsmarijuana:

(Kaynak: noo0pe, mahvoldum gönderdi)

kirazadam:
“cikolatatanrisi:
“Ooo alıyorum o zaman bi dal.
”
Yaşadığımız ülkeden, vatanımızdan nefret edebilecek bi hale geldik
”

kirazadam:

cikolatatanrisi:

Ooo alıyorum o zaman bi dal.

Yaşadığımız ülkeden, vatanımızdan nefret edebilecek bi hale geldik

(eksililimon gönderdi)

(Kaynak: mizantropkiz, eksililimon gönderdi)

Selam, bu gönderi yetişkinlere yönelik içerik barındırıyor olabilir, bu nedenle gönderiyi şu an sadece sen görüntüleyebiliyorsun.
Daha fazlasını öğren.

Selam, bu gönderi yetişkinlere yönelik içerik barındırıyor olabilir, bu nedenle gönderiyi şu an sadece sen görüntüleyebiliyorsun.

Daha fazlasını öğren.

passiflora-kedi:

Ben bugün ‘o'nu gördüm kedi. Gözlerini gördüm ilk önce. Geceden daha siyah, gökyüzünden daha sonsuz gözlerini. Böyle canlı göz görmedim ömrümde. Yorgunluk ve ölmüşlükle karışık bir çift göz. Aklımda o kaldı sadece. Ne çıkık çenesi, ne yanağındaki gamzesi, ne yanık teni, ne de kalın dudakları. O gözleri işte kedi. Alsancak iskelesinin yanında kendimi körfeze bırakmaya hazırken, o gözler beni kendine çekti. Hani sarılsa, tereddütsüz karşılık verirdim. Öyle güzeldi gözleri. Sahi kedi. Unutmuş mudur şimdi beni? Yolda gördüğü bir yabancı gibi.

(kacyasindasinsenki-deactivated2 gönderdi)

cheri-lady:
“x
”

(twister gönderdi)

(turuncubirkedi gönderdi)